14 Kasım 2012 Çarşamba

eğreti yazı

beynimde İstiklal Caddesinin ayak izleri var ..
duygularım bakkal muharrem amcanın veresiye defteri gibi..
bedenim bir gezginin ajandası gibi...

güven sonbahardaki bir ağacın yaprakları gibi ..
samimiyet en fazla delide..
tepkisizlik gülüşüm olmuş 
hayretlerinin sebebi çevren değil sensin...
senin tepkilerin...
hiç görmediğin bir konuyu bile uzun bir süre sonra anlarken bazılarını anlayamazsın.
birine kendini anlatmaya çalışmak terzinin yirmi yıllık eskimiş adi pantolon söküğünü defalarca dikmesi gibi
kendini insanlığa tepki olarak doğmuş gibi hissettiğin an ..

denizi,yağmuru kıskanıyorum ağlamak için herkesin uyumasını beklemiyor..
verdiğin çaba o kadar anlamsız ki çevrende gülebilceğin kimse yoksa
denize kıyın var mı?
denize kıyısı olan her insan bilir.. insanların,deniz gibi her gelgitte yeni nefret kustuğunu
şarkılar..tek şarkılar dinler seni tek şarkılar yaşar seni tek şarkılar gerçekleştirir hayallerini
uykuyu severiz çok ama o da çok acımasızdır dimi her sevdiğimiz gibi
o da belki çok gülebilceğemiz anları çalar bizden zamanımızı çalar ama yalnızsan uyku en iyi dosttur.
senle konuşur rüyalarda uyumadan önceki düşüncelerine cevap verir gibi
yastık en sadık sırdaşıdır insanın gözyaşları saklar,yorgan varlığını unutturur bianda olsa ..
su gibi git su gibi gel denildi hep ama ben her defasında su gibi gittim  sadece ..
dönerken yol çalışması vardı ..
yorgunluk anlık gülüşlerle  unutulur sürekli ağlamalarla artar ..

aslında teşekkür borçluyum acıların hepsine beni hayata hazırladılar kozamda..
zaman ise tam bi azman ..


..lavabo ne tarafta?